10 Ağustos 2011 Çarşamba

-22-

"-sana yardım etmek istiyorum

-demek bir planın var

-evet

-işte geliyor...

-artık "yeterli"nin olmadığı bir yere gidelim

-olmaz

-burada kaldığında üstünü örtmüş olucak mısın?

-neyin üstünden bahsettiğimize göre değişir

-içini kemiren her şeyden bahsediyorum

-öyleyse olmayacağım

-neyin üstünü örtmüş olacaksın?

-insan üstünü örtmüş olacağım

-ulaşmak istediğin yeri neden örtesin?

-yeterli'nin olmadığı bir yere gitmenin "yeterli" olacağı yanılgısını, teklif haline getiren bir adamın gidişine maruz kalmak için. sonra maskeler düşecek ve örtülmüş olanla aramdaki perde atomlarına ayrılacak.

-neden gitmemi istiyorsun?

-karşındakini anlama arzun , son 3 dakikadır kurduğun cümlelerin sonundaki noktalama işaretleriyle o kadar orantılı ve samimi ki! beni, benden önce anlarsan, kafanda canlandırdığın kadına benzemeye başlayacağım. her salise, bir adım daha yumuşuyorum. GİT"

bu konuşmadan beri onu görmedim. 7 kişinin ölümünden kendimi sorumlu tuttuğum bir gecede katlanamayacağım tek adam, aklıma nereden düştüyse, başka bir kadını çoktan anladı. ve akla, iki farklı atın üzerinde el ele tutuşarak atılan kahkaha imgesini getirecek cinsten bir aşk yaşıyordu.

ben, tavanında, enine 1.70, boyuna 1.80 ebatlarında bir adam gibi yerinde sayan bir dünya barındıran odanın tavanına bakıyordum.

aşıklar buna yeteneksizlik diyordu, mistisizm zanaatkarları beni 25 yaşımda öldürecek organın üzerinde duran çakranın kapalı olmasıyla açıklıyordu, bana ihtiyaç duyanlarsa aseksüellik başlangıcından korkuyordu.

bir sigara yaktım.

bittiğinde, bütün ihtimalleri siktiretmiştim. ve elimde kalan şey, eminliğimdi.

o an her şeyin başında oradaymış kadar emindim ki, bazı insanlar kendini anlık hikayelere odaklamak üzere yaratılmıştı. ve kodları, aynı devinimlerle kendini tekrar eden ikili ilişkileri kaldıramıyordu.

athenaeum